Kapak Edici Fıkralar

ANA SAYFA > Kapak Edici Fıkralar (143 Fıkra)

Kapak Edici Fıkralar

Bir zamanlar cimri bir adam yaşarmış. Öyle cimriymiş ki bütün mallarını altınla değiştirmiş. Bir çuval altını olunca da gidip bir ağacın dibine gömmüş.

Gelgelelim aklı hep altınlarındaymış. Onları düşünmekten gözüne uyku girmez olmuş. Yemeden içmeden kesilmiş. Gece gündüz demez, aklına estiği zaman gider, toprağı kazarmış. Sonra altınlarını bir bir sayarmış.

Rastlantı bu ya. Oradan geçen biri olanları uzaktan görmüş. Bakmış ki bu iş her gün tekrarlanıyor, durumu hemen anlamış.
— Bu adam cimrinin biri, diye düşünmüş.

Bir zaman sonra bizim cimri yine toprağı kazmış. Kazmış ama altınlar yerinde yok! Ne yapsın? Başlamış dövünmeye, çırpınmaya.

Uzun zamandır cimriyi gözleyen adam dayanamamış.
— Ne var? Ne oldu da böyle ağlıyorsun? diye sormuş.

Cimri cevap vermiş:
— Daha ne olsun? Altınlarım yok olmuş. Hepsi çalınmış!

Olan biteni bilen adam :
— Altının ha varmış ha yokmuş. Harcayıp yemedikten sonra bir taş al, altın yerine onu göm. Senin için hiç fark etmez, demiş.

Kapak Edici Fıkralar, halit uzun paylaştı

Bir öğrenci, lojistik ve organizasyon dersinin yazılı sınavından kalıyor. Öğrenci:
- Siz beni cezalandırıyorsunuz. Bunun farkında mısınız? Profesör:
- Evet tabi ki, yoksa nasıl profesör olabilirdim? Öğrenci:
- İyi o zaman. Size bir şey sormak istiyorum. Eğer doğru cevabı verirseniz, ben kötü notumu alıyorum ve gidiyorum. Fakat bununla beraber eğer cevabı bilemezseniz bana iyi not vereceksiniz.
Profesör:
- Anlaşıldı tamam, sor bakalım. Öğrenci:
- Yasal olup da mantıklı olmayan nedir? Mantıklı olup da yasal olmayan nedir? Ve de ne mantıklı ne de yasal olmayan nedir?

Profesör iyice bir düşündükten sonra hiç bir cevap veremiyor. Ve o öğrenciye iyi not vererek onu geçiriyor. Daha sonra profesör en iyi öğrencisini çağırıyor ve aynı soruları ona soruyor. Öğrenci hemen cevap veriyor:
- Siz 63 yaşındasınız ve 35 yaşındaki bir bayanla evlisiniz. Bu yasal ama bununla beraber mantıklı değil. Karınızın 25 yaşında bir dostu var, bu gerçi mantıklı ama yasal değil. Siz, karınızın dostuna iyi bir not veriyor ve onu geçiriyorsunuz oysa ki o sınıfta kalmıştı. Bu ise ne mantıklı ne de yasal...

Kapak Edici Fıkralar, firuze paylaştı

Nasreddin Hoca Valiyi ziyarete gitmiş. Valinin iki arşın ötesinde yer göstermişler. Oturmuş. Biraz sohbetten sonra Vali sormuş:
- Hoca, Eşekle senin aranda ne fark var?
Hoca hiç düşünmeden:
- İki arşın, deyivermiş.

* Uzunluk ölçü birimi.(1 arşın = 0.68 metre )

Kapak Edici Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Ali okula yazılacakmış. Ama çok edepsiz bir çocuk olduğundan babası bazı önlemler almaya karar vermiş. Okuldaki öğretmenine ve diğer öğretmenlere durumu anlatmış. Sıra servis şoförüne gelmiş. Servis şoförüne oğlunun ne kadar edepsiz olduğunu anlatmış. Şoför hiç oralı olmamış içinden "ufacık çocuk ne kadar fırlama olabilir ki?" demiş.
Okul günü gelmiş ve Ali alınması gereken yerden servise binmiş. Yolculuğun ilk başlarında sakin sakin oturan Ali daha sonra şoförün yanına gelerek;
- Amca, benim annem tavuk babam horoz olsaydı ben civciv olurdum değil mi? Demiş. Şoför:
- Evet yavrum, şimdi geç yerine otur, demiş. Biraz sonra Ali yine şoförün yanına giderek;
- Amca, benim annem inek babam boğa olsaydı ben buzağı olurdum değil mi?
Demiş. Şoför biraz sinirli:
- Evet, şimdi git yerine otur, demiş. Biraz sonra Ali yine şoförün yanına gelerek "amca benim annem" demeye kalmadan şoför Ali'ye
- Ben sana bir soru soracağım, demiş ve ardından;
- Senin annen orospu baban pezevenk olsaydı sen ne olurdun bakayım? Demiş. Ali sırıtarak cevap vermiş:
- ŞOFÖR

Kapak Edici Fıkralar, can paylaştı

Sicilya’nın bir kasabasında kadınlar hiç rahat durmaz, ikide bir kocalarını aldatırlarmış.
Kasabanın yaşlı papazı, kocasını aldattıktan sonra kendisine gelen ve günah çıkartan kadınlardan bıkmış.
Günlerden bir gün, yine bir kadın gelmiş,

- Papaz efendi! Şeytana uyup yine kocamı aldattım, demiş.
Papaz öfkelenmiş:
- Ayıptır günahtır, sürekli kocamı aldattım diye geliyorsunuz. Bundan sonra en azından "ayağım taşa takıldı" deyin, ben anlarım.

Bu durum, kadınlar arasında anında yayılmış.
Kilisedeki yoğunluk hiç azalmamış, artık kadınlar “Ayağım taşa takıldı” diyor; papaz günah çıkartıyormuş.
Gün gelmiş, ihtiyar papaz ölmüş.
Yerine gelen yeni papazın da ‘taşa takılma’ seansları sürüyormuş. Durumdan bihaber olduğu için, “Ne kadar namuslu bir kasaba. Hanımların ayağı taşa takılsa, günah çıkartmaya geliyorlar” yorumunu yapıyormuş.
Bir gün, papaz ile Belediye Başkanı buluşmuş, sohbete koyulmuşlar.
Papaz, Belediye Başkanı’na bir ricada bulunmuş:
- Başkanım, derhal kaldırımları onarın. Kasabanın hanımları, hemen her gün taşa takılıp düşüyorlar...
Bir önceki papazın durumu anlattığı Başkan kahkahalarla gülmeye başlamış.
Bu tavırdan çok rahatsız olan papaz, Başkan’a yüksek bir ses tonuyla cevabı yapıştırmış:
- Başkan, Gülüyorsunuz ama, en çok da sizin eşiniz taşa takılıyor...

Kapak Edici Fıkralar, Pulat Aydın paylaştı

Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur'an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş:
- Geçen Ramazan'da Kandilli'ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi'nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış:
- Yalan!..
- Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur'an-ı Kerim çarpsın

Kapak Edici Fıkralar, Osmanlı Fıkraları paylaştı

Bir gün Nasrettin hoca tarladan eve dönüyormuş. Komşuları telaş içindeymiş. Bir komşusu ona;
— Hocam ziyafete geliyor musun? diye sormuş. Hoca da;
— Hay Allah! Ben çalışmaya dalıp ziyafete unutmuşum. Hemen geliyorum.

Hoca evine gitmiş. Temiz ama biraz eskice bir kıyafet giymiş. Sonra ziyafetin yapılacağı konağa gitmiş. Ziyafeti veren Akşehir'in en zenginlerindenmiş. Hoca içeri girmiş ve yemek çanı duyulmuş. Hizmetçiler hemen ayağa kalkmış ve sofralar hazırlanmış. Fakat kimse Nasrettin Hocaya yerini bile vermemiş o da hemen evine dönmüş.

Geçen bayram aldığı kürkünü giymiş ve konağa dönmüş. Konağın kapısından içeri girdiği andan itibaren heyecan başlamış. Hizmetçiler onu karşılamışlar. Ev sahibi yerinden kalkmış Nasrettin Hocayı oturtmuş.
Önüne yemekler, börekler, pilavlar, baklavalar, limonatalar, şerbetler koyulmuş. Hocaysa sadece kürkünün bir ucunu çorbaya bandırıp bir yandan da:
"Ye kürküm ye" diyormuş. Bunu niçin yaptığını sormuşlar o da;
— Bu ilgi bana gösterilmedi ki! Kürke gösterildi, yemek de onun hakkı, o yüzden kürküm yesin, demiş.

Kapak Edici Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 2 3 4 [5]6 7 8 ... Son Sayfa

Kapak Edici Fıkralar Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin