Tarihi Fıkralar

ANA SAYFA > Tarihi Fıkralar (82 Fıkra)

Tarihi Fıkralar

Tüccardan biri Fuat Paşanın parmağındaki iri tek taş yüzüğe bakıp duruyormuş, Fuat Paşa'ya sormuş:
- Paşam, bu taş sana kaç para getiriyor?
- Hiç, ne getirecek?
Adam gülmüş:
- Bende iki taş var, dede yadigârı, yılda elli altın getiriyorlar.
- Ne taşı bunlar?
- Değirmen taşı, paşam!

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Kemalpaşa zâde gençliğinde servetine ve bâhusus ilim ve marifetine mağrur bir kişiydi. Azametle arkası üzerine yaslanarak oturmayı pek severdi. Bir gün seyyahın biri yanına gelerek; "Efendi! Bir sualim var" dedikten sonra sordu:
- Allah’ın ilmine nispetle mahlukatın ilmi nenin gibidir?
Kemalpaşa zâde:
- Var hey torlak sen de! dedi, hiç sorduğun şey teşbih ve nispet kabul eyler mi? Lâkin seninle eğlenmek için bir şeye benzeteyim diyerek eline aldığı büyük bir kağıdın üzerine kalemle bir nokta koyup işte Allah’ın ilmi bu kağıda benzetilecek olursa, mahlukatın ilmi şu nokta kalır.
Değerli âlimden bu cevabı alan seyyah:
- Pekâlâ! Şimdi lütfen ilminizi bu noktanın içinden çıkarmanızı rica ederim!" demesiyle şaşıran Kemalpaşa zâde bir an kendinden geçti ve "Aman!" diyerek kendine geldi. "O torlak nereye gitti? Bakın, çağırın, bulun getirin!" dediyse de seyyahın izi bulunamadı. Hiçliğini anlayan İbn Kemal bu andan sonra azameti bırakarak tevazuu ele aldı.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Fatihe sorarlar:
— İstanbul'u niçin fethettin?

Cevap verir:
— Önce o benim gönlümü fethettiği için!

Tarihi Fıkralar, İrfan paylaştı

Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
Yanındaki talebesi:
— Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
— Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.

Tarihi Fıkralar, İrfan paylaştı

Ali Paşa'nın dostu Kamil Paşa her lafı bir başka lafa bağlar, çok kişinin canını yakarmış...
Ali Paşa sadrazam olunca, yanındaki Kamil Paşa'ya;
- Aman kimseye dokunma, sataşma! diye nasihat etmiş...
Huylu huyundan vazgeçer mi?
O sırada yabancılardan biri gelmiş, adam üzgün, bir ev kiralamış önce oğlu sonra karısı ölmüş, küçük oğlu da ağır hasta!
Ali Paşa, adamı teselli ederken, Kamil Paşa fısıldamış:
- Babıâli o eve nakil buyursa! Yani, hükümet o eve taşınsa!

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Sultan Mahmut ara sıra yaptığı gibi bir Ramazan günü kıyafetini tebdil ederek musahibi Sait Efendi ile Bayezid Camii'ne gitti. Namazdan ve bir iki vaiz ve mukabele dinledikten sonra dışarı çıktı. Tebdil gezme vakti geçtiği için camiye getirilen kendi atına, Sait Efendi de gidiş atına bindi ve hünkârı takibe başladı. Seyisler de yaya olarak yanda yürüyorlardı.
Elindeki bir tepsi üzerinde iki üç yemek sahanı taşıyan bir nefer Sultan Mahmud'un dikkatini çekti. Bir taraftan da nefer Padişah'ı görünce şaşırdı. Olduğu yerde dimdik durakladı, ne elindeki tepsiyi bırakabildi ve ne de selâm verebildi. Şaşkın bir halde gözlerini hünkâra dikti durdu. Sultan Mahmut, bir eğlence konusu bulmaktan dolayı sevinerek atının başını çekti. Nefer'e;
"Nereye evlat", dedi. "Sokakta oruç mu yiyorsun?"
Nefer; "Hâşâ, hâşâ Efendim" diye oruçsuzluğunu kabul etmeyerek, karakoldaki zabitine iftar yemeği götürdüğünü söyledi. Hünkâr; "Öyle ise düş önüme beraber gidelim" dedi. Karakola girdiler. Nöbetçi zabit tepsi elinde odaya giren neferin arkasında Sultan Mahmud'un da geldiğini görünce allak bullak oldu, yerinden fırladı. Hünkâr; "Telaş etme. Neferin beni iftara davet etti. Sizin misafirinizim" dedi. Masanın başına çöktü. Sait Efendi'yi de çağırdı. Beraber iftar edildi, kahve içildi. Zabit kan ter içinde hizmet etti. Padişahı memnun etmek için elinden geleni yaptı.
Sultan Mahmut haydi gidelim emrini verdi ve Sait Efendi'ye de zabite ve iki nefere de yarım torba altın verilmesini tembih etti.

Tarihi Fıkralar, Sahra paylaştı

Meşhur hainlerden Abdullah Cevdet'in yazdığı makalenin bir satırı, "Ben bu vatanın öksüzüyüm" yerine yanlışlıkla "Ben bu vatanın öküzüyüm" diye basılmış.
Durumu Süleyman Nazife açarak "Bir mürettip hatası oldu" dediklerinde Nazif:
- Mürettip hatası ne demek kardeşim, diye cevap vermiş. Buna düpedüz mürettip sevabı (doğrusu) derler.

Tarihi Fıkralar, Muhammed İkbal paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 6 7 8 9 [10]11 12

Tarihi Fıkralar Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin