Tarihi Fıkralar

ANA SAYFA > Tarihi Fıkralar (82 Fıkra)

Tarihi Fıkralar

Adaletiyle meşhur Sasani hükümdarı Nuşirevan ziyafet veriyordu. Bir hayvan kesilmiş, ateşte kebap ediliyordu. Ancak yanlarında tuz yoktu. Getirsin diye köye bir köle gönderdiler.
Nuşirevan köleye şöyle dedi:
- Tuzu para ile al ki, gasbedip bedava alma, adeti çıkmasın, memleket zulüm ile harap olmasın.
"Bir tuzdan ne zarar gelir?" diye soran adamlarına Nuşirevan şu cevabı verdi:
- Cihanda zulmüm temeli ufacık bir şeydi. Ama her gelen onu büyüttü. Nihayet şimdiki duruma ulaştı.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Varna Savaşında muharebe meydanında gezen II. Murad, düşman askerlerinin hep genç olduğunu görür. Komutanlarından birine sorar.
- Garip değil mi? Bu kadar ölünün içinde hiç ak sakallı görmedim. Hepsi genç, hepsi taze!
Komutan şu cevabı verir:
– Padişahım! İçlerinde bir ak sakallı olsaydı, başlarına bu felâket gelir miydi?

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Sultan III. Murad Han'ın musahiplerinden biri huzurdan ayrılırken bahşiş verileceği sırada padişaha şöyle der:
- Padişahım, bugün altın istemem. Onun yerine bana yüz değnek vurulsun.
Padişah yüz değnek vurulmasını emretmiş. Dayağın elli sopası vurulunca musahip şöyle demiş:
- Durun, bir ortağım var, ellisini de ona vurun.
Padişah ortağın kim olduğunu sorar:
- Her gün beni davet eden Bostancı, seni ben çağırdım diyerek verilen bahşişin yarısını elimden alıyor. Bugün bana vurulan sopaların yarısı onun olsun.
Padişah bu sözden çok hoşlanmış ve geri kalan elli sopayı da Bostancı'ya vurdurmuş.

Musahip: Tatlı konuşmaları ile büyüklerin, özellikle padişahların güzel zaman geçirmelerini sağlamakla görevli kimselere verilen unvan.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Şair Ebu Dellame ile Halife Mehdi arasında şöyle bir vakıa geçmiştir:
Ebu Dellame, Abbasi hükümdarlarına bir kaside takdim eder. Halife kasideyi pek beğenir:
– Sana bu kasiden için ne caize vereyim?
– Efendimiz bendeniz bir av köpeği isterim.
– Bu kadar güzel bir kasidenin caizesi bir av köpeği olur mu?
– Efendim kulunuz böyle istiyor.
Halife Mehdi işe şaşar, ama şairi de kırmak istemez:
– Peki, istediğin gibi sana bir av köpeği versinler.
– Fakat Efendim bendeniz ava ne ile gideceğim?
– Hakkın var bir de at versinler.
– Ata nasıl bineceğim?
– Doğru, güzel bir eğer takımı da versinler.
– Efendimiz ata kim bakacak?
– Haklısın, bir de köle versinler.
– Ama Efendim ben atı nerede barındıracağım?
– Bir de ahır versinler.
– Köleyi nerede yatırayım?
– Bir ev versinler.
– Bu kadar halkı ne ile doyuracağım?
– Bin altın da haçlık versinler.
– Efendim.
Halife Mehdi şairin sözünü kesmiş:
Eğer masrafı idare etmeye bir kethüda, hesapları tutmaya bir katip istersen köpeği geri alırım ha!..

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Sultan Murat devrinde ayyaş Bekri Mustafa, meyhaneden zilzurna sarhoş çıkmıştı. Devriyeler peşine takılıp kendisini kovalamaya başladılar. Kurtulamayacağını anlayan ayyaş Bekri Mustafa, kendini kaldırıp havuza attı. Devriyeler havuzun kenarına gelip:
- Haydi çık oradan, dediklerinde Bekri Mustafa:
- Ben karada değil, deryadayım. Bana Kaptan Paşa karışır, diye cevap verdi.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Kemalpaşa zâde gençliğinde servetine ve bâhusus ilim ve marifetine mağrur bir kişiydi. Azametle arkası üzerine yaslanarak oturmayı pek severdi. Bir gün seyyahın biri yanına gelerek; "Efendi! Bir sualim var" dedikten sonra sordu:
- Allah’ın ilmine nispetle mahlukatın ilmi nenin gibidir?
Kemalpaşa zâde:
- Var hey torlak sen de! dedi, hiç sorduğun şey teşbih ve nispet kabul eyler mi? Lâkin seninle eğlenmek için bir şeye benzeteyim diyerek eline aldığı büyük bir kağıdın üzerine kalemle bir nokta koyup işte Allah’ın ilmi bu kağıda benzetilecek olursa, mahlukatın ilmi şu nokta kalır.
Değerli âlimden bu cevabı alan seyyah:
- Pekâlâ! Şimdi lütfen ilminizi bu noktanın içinden çıkarmanızı rica ederim!" demesiyle şaşıran Kemalpaşa zâde bir an kendinden geçti ve "Aman!" diyerek kendine geldi. "O torlak nereye gitti? Bakın, çağırın, bulun getirin!" dediyse de seyyahın izi bulunamadı. Hiçliğini anlayan İbn Kemal bu andan sonra azameti bırakarak tevazuu ele aldı.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Çok değerli olan kütüphanesini millete vakfeden Koca Ragıp Paşa, onların bakımı için tanıdıklarından birini memur tayin eder.
Bir gün ansızın kütüphanesini ziyarete giden Paşa, etrafı ve kitapları toz, toprak içinde bulunca canı çok sıkılır ve belli etmemeye çalışarak:
— Seni tebrik ederim yavrum, der. Gerçekten de gerçekten de emniyetli bir adammışsın. Teslim edilen şeylere hiç el sürmemişsin, aferin!

Tarihi Fıkralar, Albay paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 5 6 7 [8]9 10 11 ... Son Sayfa

Tarihi Fıkralar Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin