Tarihi Fıkralar

ANA SAYFA > Tarihi Fıkralar (82 Fıkra)

Tarihi Fıkralar

Yıldırım Bâyezid Han, Timur’un Sivas şehrini harap ettiğini ve oğlu Şehzade Ertuğrul'un da şehit düştüğü haberini alınca çok müteessir olmuş ve bir sabah Uludağ eteklerinde, gamını dağıtmaya çalışırken, koyun güden bir çobanın hazin hazin kaval çaldığını görmüş.
Çobanın bu hâline gıpta eden Sultan, çobana:
- Çal çoban, çal, ne derdin var ki? Sivas gibi kalen mi yıkıldı, Ertuğrul gibi şehzaden mi şehit edildi?” diyerek hüznünü ifade etmiş.

Çamlıca Basım Yayın

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Kırk elli sene önce, bin beş yüz haneli küçük bir kasaba olan Mersin'in belli başlı binaları yabancıların ve Beyrutlu Sorsuklarındı.
Millî Mücadele başarıyla sona erdikten sonra ilk ziyaretinde Atatürk, Belediye Reisi Hacı Ömer'e sordu;
- Bu bina kimindir?
- Bir yabancının...
- Şu ilerideki?
- Sorsukların...
- Ya bu sonda görünen?
- O da öyle...
- Onlar bu binaları meydana getirirlerken siz ne yapıyordunuz?
Bu soruyu işiten bir köylü kalabalık içinden ileri atıldı. Selam vaziyetini alarak koca bir tarihi veciz bir şekilde ifade eden şu cevabı verdi:
- Yemen'de askerlik yapıyorduk, Paşam!

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Sultan Abdülmecid bir gün Boğaziçi'nde büyük bir bağın tam ortasındaki köşkünde oturan bir Bektaşi babasını ziyarete gitmiş. Bektaşi, o gün komşu bağdaki bir arkadaşını ziyarete gitmiş. O dönünceye kadar padişah bağın her tarafını dolaşmış. Bektaşi dönünce karşılıklı konuşmaya başlamışlar;
- Erenler bağın maşallah çok büyük. Üzümünü ne yapıyorsun?
- Müritlerle ve canlarla birlikte yeriz Sultanım.
- Buradaki üzüm yemekle biter mi?
- Yemediğimizi de sıkıp fıçılara basar, suyunu içeriz.
- Peki ama, sıkılmış üzüm şarap olmaz mı?
- Vallahi Sultanım, biz üzümü sıkıp fıçılara basarız. Allah ne isterse o olur. Üst tarafına karışmak haddimize mi?

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

İngiliz garson, Türk müşteriye:
— Çanakkale'de çok askerimizi öldürdüğünüz için sizleri pek sevmeyiz deyince, bizimkinden gayet soğukkanlı bir şekilde şu cevabı almış:
— Orada ne işiniz vardı?

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Akşemsettin ve Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethedildiği gün, yanlarında Fatih'in hocaları Molla Gürani, Molla Hüsrev de olduğu halde, törenle İstanbul'a giriyorlardı.

Bizanslılar, şehrin Fatih'ine çiçek vermek için yarış ediyorlardı. Bir yerde, şehri fetheden kişinin bu ak sakallı hocalar arasında gencecik Fatih olacağını düşünmediklerinden, çiçekleri, ak sakallı Akşemsettin'e uzattılar. Akşemsettin, hemen atını geri çekerek, beyaz at üzerindeki genç Fatih'i gösterdi:
- Padişah ben değilim. Fatih Sultan Mehmet:
- Ona geldiniz, ona. Padişah benim, ama o da benim hocamdır...

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Karaağaçtaki Bektaşi tekkesi dervişlerinden birkaçı, nevalelerini alarak Kâğıthane'ye gidip köprüye yakın bir yere yerleşir, içmeye başlarlar. Tam cümbüşlendikleri sırada Üçüncü Selim'in saltanat kayığı, pek yakından görünmesiyle ne yapacaklarını şaşırırlar ve içlerinden birinin uyarısı üzerine acele kalkıp birden namaza dururlar. Fakat nevaleleri kaldırıp saklamaya vakit bulamadıklarından sürahiler, kadehler, meze takımları meydanda kalır.
Padişah, ağır ağır giden kayıkta bunları seyre başlar. Bunlar da hiç kıyamı bozmazlar. Padişah bir müddet baktıktan sonra gülerek:
- Bu ne acayip namaz; hiç rükûu, sücudu yok, çekinmesinler, zevklerinde olsunlar, diye kendilerine haber ve ihsan gönderir.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Malazgirt zaferimizin (1071) ŞANLI KAHRAMANI SULTAN ALPARSLAN (1028-1072) yirmi yedi bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken keşfe gönderdiği subaylardan biri hemen huzuruna gelip kendisine şöyle bir haber vermiş:
— Üç yüz bin kişilik düşman ordusu bize çok yaklaştı! Alparslan da hiç önemsemeyerek şöyle karşılık vermiş:
— Biz de onlara çok yaklaştık!

Tarihi Fıkralar, ikbal samira şakar paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 2 [3]4 5 6 7 ... Son Sayfa

Tarihi Fıkralar Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin