Tarihi Fıkralar

ANA SAYFA > Tarihi Fıkralar (82 Fıkra)

Tarihi Fıkralar

Tarihimizde “Kafkas kartalı” diye geçmiş bulunan İmam Şamil yüz binlerce Rus ordularını birkaç arkadaşıyla yıllarca uğraştıran kahramandır.

Üstat Şeyh Celaleddin Efendinin dizi dibinde Tarik-ı Nakşibendiyyenin âb-ı hayat pınarından kana kana içmek suretiyle maneviyatın zirvesine yükselirken, sol eliyle kullandığı kılıcıyla tek başına ordulara göğüs germek gibi bu dünyanın en büyük zevklerine de tatmaktan geri durmamıştır. Az bir kuvvetle uzun yıllar sürdürdüğü mücadelesini, esaretinden sonra aynı şekilde devam ettirmiştir.
Ruslara esir düştüğünde; Yemek esnasında, İmam Şamil'in iştahlı iştahlı yemek yediğini gören Çar'ın:
- Kumandan, bu iştahla beni de yiyeceğinizden korkuyorum, demesi üzerine etrafındakilerin kahkahaya boğuşları uzun sürmemiş Kafkas Kartalı:
- Çar hazretleri kaygılanmayınız. Ben elhamdülillah Müslümanım ve bizim dinimizde domuz eti yemek yasaktır.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Yusuf Kamil Paşa, Mısır'a giderken, uğurlamaya gelenler arasında Nihat Bey'i görünce:
- Söyle bakalım, sana Mısır'dan ne getireyim? Diye sorar, Nihat Bey de:
- Efendim, malumunuz Kanlıca tepesindeki Mihrabat'ta oturuyorum. Tepeye araba çıkmıyor. Buranın beygirlerine de ben binmeye cesaret edemiyorum. Bir Mısır merkebi ihsan buyurursanız sayenizde rahat ederim, der.

Yusuf Kamil Paşa'nın dönüşünde, Nihat Bey hemen koşar. Paşa, gülerek:
- Bak hele şu işe. Benden eşek istemiştin. Şimdi seni görünce aklıma geldi, deyince Nihat Bey, Paşa’nın karşısında hemen eğilir;
- Ne beis var efendim... siz avdet buyurdunuz ya, artık hacet kalmadı.

Tarihi Fıkralar, dersimiz.com paylaştı

Malazgirt zaferimizin (1071) ŞANLI KAHRAMANI SULTAN ALPARSLAN (1028-1072) yirmi yedi bin askeriyle Bizans topraklarında ilerlerken keşfe gönderdiği subaylardan biri hemen huzuruna gelip kendisine şöyle bir haber vermiş:
— Üç yüz bin kişilik düşman ordusu bize çok yaklaştı! Alparslan da hiç önemsemeyerek şöyle karşılık vermiş:
— Biz de onlara çok yaklaştık!

Tarihi Fıkralar, ikbal samira şakar paylaştı

Akşemsettin ve Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethedildiği gün, yanlarında Fatih'in hocaları Molla Gürani, Molla Hüsrev de olduğu halde, törenle İstanbul'a giriyorlardı.

Bizanslılar, şehrin Fatih'ine çiçek vermek için yarış ediyorlardı. Bir yerde, şehri fetheden kişinin bu ak sakallı hocalar arasında gencecik Fatih olacağını düşünmediklerinden, çiçekleri, ak sakallı Akşemsettin'e uzattılar. Akşemsettin, hemen atını geri çekerek, beyaz at üzerindeki genç Fatih'i gösterdi:
- Padişah ben değilim. Fatih Sultan Mehmet:
- Ona geldiniz, ona. Padişah benim, ama o da benim hocamdır...

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa'ya yetmişlik bir kadının otuz yaşında bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler.

Paşa hemen:
- Ahmet müsaade etmez, demiş.

Sormuşlar
- Hangi Ahmet
- Karacaahmet.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

II. Mahmut bir gün bir Bektaşi tekkesini bastırır. İçeridekilerden hepsi sağa sola kaçar. Yalnız ihtiyar bir Bektaşî kaçamayarak ortada kalır. II. Mahmut babaya sorar:
- Baba, canlar nerede?
- Şevketlü Sultanım, sizi görünce ortalıkta can mı kalır...

Tarihi Fıkralar, Ferdi paylaştı

Aşağıdaki şiir, edebiyat tarihimizin saygın şahsiyetlerinden Sümbülzade Vehbi Efendi'nin müstesna bir eseridir. Şiirin hikayesi ise şöyle: Bir gün padişah Vehbi Efendi'yi yanına çağırır ve: "Bana öyle bir şiir yaz ki bir mısrasını okuyunca içimden seni öldürmek, bir sonrakini okuyunca ise ödüllendirmek gelsin" der. Ve işte sonuç aşağıda:

Azm-u hamam edelim, sürtüştürem ben sana,
Kese ile sabunu, rahat etsin cism-u can.
* * *
Lal-u şarap içurem ve ıslatıp geçirem,
Parmağına yüzüğü, hatem-i zer drahsan.
* * *
Eğil eğil sokayım, iki tutam az mıdır?
Lale ile sümbülü kakülüne nevcivan.
* * *
Diz çökerek önüne ılık ılık akıtam,
Bir gümüş ibrik ile destine ab-ı revan.
* * *
Salınarak giderken arkandan ben sokayım,
Ard eteğin beline, olmasın çamur aman.
* * *
Kulaklarından tutam, dibine kadar sokam,
Sahtiyenden çizmeyi, olasın yola revan.
* * *
Öyle bir sokayım ki, kalmasın dışarıda hiç,
Düşmanın bağrına, hançerimi nagehan.
* * *
Eğer arzu edersen, ben ağzına vereyim,
Yeter ki sen kulundan lokum iste her zaman.
* * *
Herkese vermektesin, bir de bana versene,
Avuç avuç altını, olsun kulun şaduman.
* * *
Sen her zaman gelesin, ben Vehbi'ye veresin,
Esselamun aleyküm ve aleykümesselam.

Tarihi Fıkralar, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 2 3 [4]5 6 7 ... Son Sayfa

Tarihi Fıkralar Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin