Nasrettin Hoca Fıkraları

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları (385 Fıkra)

Nasrettin Hoca Fıkraları

Bir gün annesi Küçük Nasreddin'e:
- Yavrum, dereye çamaşır yıkamaya gidiyorum. Ben gelinceye kadar sakın kapıdan ayrılma, der.
Biraz sonra amcası gelir.
- Git annene haber ver! Akşama size geleceğiz.
Küçük Nasreddin, amcası gider gitmez hemen evin kapısını çıkarıp sırtına yükler ve derenin yolunu tutar. Annesi, oğlunu sırtında kapı ile görünce büyük bir şaşkınlık içinde:
- Oğlum bu kapı ne? Nasreddin cevap verir;
- Sen bana kapıdan ayrılma dememiş miydin? İşte ben de kapıdan ayrılmadım...

Nasrettin Hoca Fıkraları, naz paylaştı

Nasrettin Hoca bir gün öğle uykusundayken dışarıda oynayan çocukların gürültüsünden rahatsız olur ve bu sesten kurtulmak için çocukların yanına gidip şöyle der:
- Köyün öteki ucunda bir evde düğün varmış, kapıyı çalan herkese helva, lokum dağıtıyorlarmış.
Bunu duyan çocuklar koşa koşa uzaklaşmışlar. Aradan bir süre geçmesine rağmen gelmemişler.
Çocukların dönmediğini fark eden Hoca kendi kendine:
- Ben de gitsem iyi olacak, meğer dediğim doğruymuş, der.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Hümeyra BAŞ paylaştı

Hoca eşeğini pazara götürüp satmak ister. Bir müşteri çıkar. Eşeğin yaşını anlamak için dişine bakmak ister ama eşek adamın elini ısır. Adam söylenerek çeker gider. Başka bir müşteri gelir, o da eşeğin kuyruğunu kaldırıp çekecek olur. Eşek adamın kaba etine bir çifte yer. O da kızar ve topallaya topallaya oradan uzaklaşır. Onları gören bir kişi Hoca'ya der ki:
- Hocam, bu eşeği kimse almaz. Baksana, önüne geleni ısırıp, tekmeliyor.
Hoca şöyle cevap verir:
- Zaten ben de onu pazara satmak için getirmedim. İnsanlar görsünler de benim neler çektiğimi anlasınlar diye getirdim.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Bir gün Nasreddin Hocanın canı sıcak bir tarhana çorbası çeker. Mutfağa gidip tencerelerin kapaklarını tek tek açıp bakar, hiçbirinde tarhana çorbası yoktur.

Nasreddin Hoca da dumanı üstünde tüten, kokusu etrafa yayılan, lezzetli bir tarhana çorbası hayal etmeye başlar. Çorbanın kendisi olmasa da kurduğu hayalden keyif alır Hoca.

Hoca efendi tam tarhana çorbasının hayaliyle kendini avuturken birdenbire evinin kapısı çalınır. Kapıyı açtığında komşusunun oğlunu görür karşısında.

Komşusunun oğlu, Nasreddin Hocaya titrek bir sesle:
─ Hocam, annem çok hasta, evde yatıyor.

─ O yüzden hiç yemek yapamadı.

─ Varsa bir tas çorba verebilir misin bize?

Deyince Nasreddin Hoca komşusunun oğluna üzgün bir şekilde cevap verir:
─ Ah oğlum, keşke olsa da iki tas çorba verseydim, ama evde hiç çorba yok.

Hoca, komşunun oğlunu uğurlayıp evin kapısını kapatır. Sonra da kendi kendine söylenmeye başlar:

─ Pes doğrusu! Şu bizim komşular da amma yaptılar şimdi, hayalimdeki çorbanın bile kokusunu alıyorlar, hayalimdeki çorbayı bile istiyorlar.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Nasreddin Hoca'nın komşusunun iri yarı toy bir delikanlı olan oğlu, sıcak bir yaz gününde ormana gidip odun hazırlamaya karar vermiş. Gittiği baltalık ormanda su yokmuş. Herkes heybesine bir testi su koyar öyle gidermiş. Delikanlı ise, "Su testisini taşıyacağıma iki üç karpuzu taşırım, daha iyi olur. Nasıl olsa dönüşte odunları sırtlayıp getireceğim. Birde toprak testimi kırmadan geri getirmeye uğraşmayayım" diye düşünmüş. Torbasına karpuzlarını koyup ormana gitmiş.

İşe koyulmadan evvel bir karpuz yiyeyim demiş.

Karpuzu kesmiş. Beğenmemiş, bir kenara atmış. Öbür karpuzları kesmiş, o karpuzlar da çok hammış, kaldırmış atmış. Kızmış karpuzların üstüne işemiş.

Ormana gitmekte olan Nasreddin Hoca olayı görmüş. Yanına yaklaşınca:

- Delikanlı, ham da olsa nimete işenmez, tövbe et. Nimeti vereni gücendirirsin!
Demişse de delikanlı öfkesini yenip tövbe edememiş.

Öğlen vaktine doğru, hem sıcaklardan hem de çalışmaktan dolayı iyice susamış. Etrafta su isteyebileceği hiç kimse yok. Su yok. Varmış ham karpuzların yanına.

"Ona değdi, buna değmedi" diye diye attığı bütün karpuzları yemiş. Son parçalardan birini yemekteyken, ormanda işini bitirip, eşeğine odunlarını yükleyip dönen Nasreddin Hoca ile tekrar karşılaşmış. Hoca bir yenmiş karpuzların kabuklarına ve birde delikanlıya bakmış:

- Suphanallah, bak, becerip tövbeni yetiştiremedin. Rabbim ne kadar çabuk, senin çişini sana yedirdi!... demiş.

Nasrettin Hoca Fıkraları, gaye şen paylaştı

Padişah bu ülkenin en cesuru karşıma çıksın, der. Herkes Nasrettin Hocayı seçer. Nasrettin Hoca çıkar meydana;
1. Okçu sağ kolunu kaldır, 2. Okçu sol kolunu kaldır, der.

Nasrettin hoca kaldırır 1. ve 2. sağ ve sol kolunun altından başarıyla atarlar.
3. Okçu bacaklarının arasındaki kavunu vurur. Cesaretinden dolayı Nasrettin Hocaya elbise hediye ederler ama Hoca itiraz eder;
— Bana sadece don verin yeter der :)

Nasrettin Hoca Fıkraları, aqua paylaştı

Bir gün padişah Nasreddin Hoca'ya sormuş.
- Hocam ben ölünce cennete mi gideceğim yoksa cehenneme mi, söyle bakayım?
Hoca padişahtan korkmadan:
- Cehenneme gidersiniz padişahım?
Padişahın sinirden sakalları titremiş.
Bu durumu gören Hoca:
- Kızmayın padişahım ben aslında size cennete gidersiniz diyecektim fakat sizin cellatlarınızın kılıçlarıyla ölen suçsuz kişilerden cennet dolup taşmış. Bu yüzden cennete sığmazsınız diye cehenneme gidersiniz dedim.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Ecrin ÇANLI paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 [2]3 4 5 6 7 ... Son Sayfa

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin