Nasrettin Hoca Fıkraları

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları (385 Fıkra)

Nasrettin Hoca Fıkraları

Bir gün, bardaktan boşanırcasına yağmur yağarken, Hoca da evinin penceresinde oturarak sokağı seyrediyormuş. Bir ara dostlarından birini, cübbesinin eteklerini beline dolayarak koşa koşa evine giderken görmüş ve pencereyi açarak seslenmiş:

- İnan olsun ki çok ayıp! Senin gibi aklı başında, olgun bir adam, Allah'ın rahmetinden kaçar mı?...

İçinden Hoca'ya hak veren adamcağız, bu sefer ağır ağır yürümeye başlamış; fakat tepeden tırnağa ıslanmış olarak evine varınca, Hoca'nın oyununa uğradığını anlamış. Günün birinde Hoca yolda yağmura tutulmuş; koşar adım evine yönelmiş. Birkaç gün önce kendisiyle alay ettiği ahbabının evi önünden geçerken adamcağız "taşı gediğine koymanın tam zamanı" diyerek, evin penceresinden Hoca'ya bağırmış:

- Hocam, Hocam, Allah'ın rahmetinden niçin kaçıyorsun, ayıp değil mi sana? Hoca, hiç istifini bozmadan koşmaya devam ederek şu cevabı vermiş:

- Hay anlayışsız, hay!.. Ben rahmetten kaçmıyorum; tam tersine yere düşen rahmetleri çiğnememek için koşuyorum!..

Nasrettin Hoca Fıkraları, Aleyna Temel paylaştı

Hoca bir gün Akşehir pazarında gezerken gördüğü her meyveden avuç avuç ağzına atmaya başlamış. Bunu gören ahali;
- Hoca hoca! tek tek ye, deyince hoca da;
- Yahu tek tek yenen karpuzdur kavundur, demiş.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Emirhan ŞAHİN paylaştı

Bir Ramazan akşamı komşusu Nasrettin Hocayı yemeye çağırır yemekte hoşaf ve börek vardır. Sofrada bir kaşık vardır. Komşu kaşığı alır ve hoşafı yemeye başlar. Her kaşığında "Oh öldüm" der. Nasrettin hoca ise börekten tırtıklar. Hoca dayanamaz:
— Yeter senin öldüğün, ver şu kaşığı da biraz da biz ölelim.

Nasrettin Hoca Fıkraları, zeynep semercioğlu paylaştı

Yolda bir tanıdığı Nasreddin Hoca'ya:

- Bir oğlun oldu, müjdemi isterim! demiş. Hoca:

- Allah'a bin şükür ama, demiş, benim oğlum oldu, bundan sana ne?

Nasrettin Hoca Fıkraları, nazz paylaştı

Nasrettin Hoca, bir gün eşeğiyle odun getirir. Karısına:
- Hatun, eşek çok yoruldu, onu bir yemleyiver, diye seslenir. Karısı da:
- Efendi, benim işim var, sen yemleyiver, der.

Hoca sıcaktan iyice bunalmış vaziyette kendini minderin üzerine atar.
- Olmaz! Hiç halim yok, veremem, sen ver der.
Eşeğin yemini sen vereceksin ben vereceğim derken iş kızışır. Kim önce konuşursa eşeğe o yem vermek üzere bahse tutuşurlar. Az sonra kadın, el işini alarak komşuya gider. Aradan biraz zaman geçer. Eve bir hırsız girer. Hocayı görünce kaçacak olur. Ama Hocadan hiç ses ve tepki gelmediğini anlayınca kaçmaktan vazgeçer. Ortalıkta ne var ne yoksa koca bir çuvala doldurur. Hocanın gözleri önünde çuvalı yüklenerek evden çıkar. Karısı epey zaman sonra eve girip evin halini görür. Eşyaların yerinde yeller esmektedir. Telaşla:
- Bu ne hal? Efendi! diye çığlık atar.
Hoca yattığı yerden doğrularak:
- Haydi bakalım Hatun, bahsi kaybettin. Eşeğin yemini sen vereceksin.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Nasrettin hocanın evine bir gün arkadaşları gelir, biraz konuşurlar, birisi "bu soğukta dışarıda kalan ölür, birisi hele yaşlı olsa 10 dakika duramaz" hoca da "ben dururum" der "hocam etme eyleme bu yaşında ne yaparsın" der birisi. Diğeri "eğer bir gün kalırsan sana her zaman ziyafet veririz" demiş diğerleri de bunu kabul etmiş hoca "ben kalırım kalamazsam benden size ziyafet" sonra hoca giyinip çıkar bekler bekler sonunda sabah olur arkadaşları;
— Ne yaptın bakalım? demişler. Hoca;
— Bekledim, bir mum gördüm başka bir şey yapmadım. Arkadaşları;
— Olmaz, ışık görmeyecek, ısı almayacaktın, demişler hoca yenilgiyi kabul etmiş arkadaşları ilk ziyafete gelirler ama bir türlü yemek gelmemiş sonunda mutfağa gelmişler birde ne görsünler bir mum üstünde su hoca bizimle alay mı ediyorsun demişler hoca;
— Bir mum beni 100 metre uzaktan ısıtıyorsa bunu niye ısıtmasın diyerek cevabı yapıştırmış

Nasrettin Hoca Fıkraları, isimsiz paylaştı

Çocukluk yıllarında Nasrettin Hocayı annesi komşuya soğan istemeye gönderir. Nasrettin komşunun kapısına gelince içeriden gelen konuşmaları duyar. Kapıyı çaldığı anda konuşmalar kesilir. Biraz bekler, fakat kapıyı açan olmaz. İkinci kapıyı defa daha kuvvetlice çalar. İçerden kulağına gülüşme sesleri gelir. Bu duruma canı sıkılır, eve döner. Annesine "Komşu gezmeye gitmiş" der. Akşam yemeğinde soğansız, lezzetsiz çorbayı içerler.
Aradan birkaç gün geçer. Nasrettin’in evde yalnız olduğu bir gün kapı çalınır. Nasrettin kapıyı açar. Gelen komşunun oğludur.
Komşunun oğlu:
- Arkadaşım nasılsın? Evde yemek pişiriyorlar. Aksilik bu ya tuz kalmamış, tuz istemeye geldim, demiş.
Nasrettin:
- Geçen günlerde size soğan istemeye gelmiştim. Kapıyı bile açmadınız. Üstelik bir de gülüyordunuz. En çok da senin sesin duyuluyordu. Biz o akşam çorbaya sizin gülüşlerinizi doğradık. Pek lezzetli oldu. Şimdi sen benden tuz isteme. Tuzun yerine şu
kahkahaları yemeğe karıştırın. Tadı tuzu yerine gelir, der ve hah hah ha diye güler.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Serdar Yıldırım paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 45 46 47 [48]49 50 51 ... Son Sayfa

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin