Osmanlı Fıkraları

ANA SAYFA > Osmanlı Fıkraları (46 Fıkra)

Osmanlı Fıkraları

Sarıklı hoca, medresede ders anlatırken, genç mollalardan biri parmak kaldırmış:
- Susadım hocam!
Hoca sinirlenmiş:
- Öyle denmez. "Derunum ateş-i nar ile püryan idi günden, bir kadeh lebriz ab-ı hoşgüvar, nuş eyleyerek, teskin-i ateş ve bu suret ile iktisab-ı ferah-ı bişumar eylemeliyim" demeliydin. Cahiller gibi susadım, demek olur mu?

Aradan zaman geçmiş, bir gün sınıftaki sobadan sıçrayan bir kıvılcım, gelip hoca efendinin sarığının kıvrımına girmiş. Molla hemen parmağını kaldırmış:
- Ey hace-i bi misal, v'ey üstad-ı zi kemal, bu şakird-i pür kemal, şol vechile arz-ı hal eyler ki; bu hikmet-i mütteal, nar-ı mangaldan bir şerrare-i cevval pertab ile ser-i al’ül alinizdeki sarığı iş'al eylemiştir.

Hoca, elini sarığına atar atmaz, sarık tutuşur, hemen pencereden fırlatır ve öfkeyle talebesine çıkışır:
- Bre mel’un, sarığın tutuştu desene!
- Aman hocam, cahiller gibi, yandı, tutuştu denir mi?

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Kanunî Sultan Süleyman:
- Şu çekmecemi benimle beraber kabrime defnedin!" diye vasiyette bulundu. Ölünce vasiyetinin yerine getirilmesi için çekmece mezarın başına getirildi. Ebussuud Efendi de dahil olmak üzere mevcut ulema, gömülürdü gömülmezdi diye münakaşaya koyuldu. Ölünün eşyasını kabre beraber defnetmek İslam'da yoktur, Mecusî'ye benzetilmek lazım gelirdi gelmezdi derken çekmece tutanın elinden yere düşerek açıldı. İçinden birçok kağıtlar döküldü. Bunlar Ebussuud Efendi'nin fetvalarıydı. Padişahın vasiyetten muradı, mahşerde sorulduğu vakit: "Yarabbi! İşte her şeyi şer-i şerifin fetvasıyla yaptım!" diyeceği anlaşıldı. O fetvaları Şeyhülislâm Ebussuud Efendi görünce ağlamaya başladı ve:
- Ah Süleyman, dedi. Sen kendini kurtarmışsın, iş bize kalmış!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Çok soğuk bir kış gününde padişah, tebdil-i kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına Baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.

Padişah, ihtiyarı selamlamış:
- Selamünaleyküm ey Pir'i fani...
- Aleykümselam ey Serdar'ı cihan...

Padişah sormuş:
- Altılarda ne yaptın?
- Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...

Padişah gene sormuş:
- Geceleri kalkmadın mı?
- Kalktık... Lakin, ellere yaradı...

Padişah gülmüş:
- Bir kaz göndersem yolar mısın?
- Hem de ciyaklatmadan...

Padişahla Baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah Baş vezire dönmüş:
- Ne konuştuğumuzu anladın mı?
- Hayır padişahım..."

Padişah sinirlenmiş:
- Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.

Korkuya kapılan baş vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.
- Ne konuştunuz siz padişahla...

Adam, baş veziri şöyle bir süzmüş:
- Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.

Baş vezir, yüz altın vermiş.
- Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu?
- Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.

Vezir kafasını kaşımış.
- Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?...
Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.
- Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da
kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.

Vezir bir soru daha sormuş...
- Geceleri kalkmadın mı ne demek?

Adam bir yüz altın daha almış.
- Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim...

Vezir gene kafasını sallamış.
- Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...

Adam gülmüş.
- Onu da sen bul...

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna:
- Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur'an yazıp bitirdim, demiş.
Az sonra dostu söze girmiş:
- Geçen Ramazan'da Kandilli'ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi'nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum.
Mustafa İzzet Efendi bağırmış:
- Yalan!..
- Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur'an-ı Kerim çarpsın

Osmanlı Fıkraları, Osmanlı Fıkraları paylaştı

Yıldırım Bâyezid Han, Timur’un Sivas şehrini harap ettiğini ve oğlu Şehzade Ertuğrul'un da şehit düştüğü haberini alınca çok müteessir olmuş ve bir sabah Uludağ eteklerinde, gamını dağıtmaya çalışırken, koyun güden bir çobanın hazin hazin kaval çaldığını görmüş.
Çobanın bu hâline gıpta eden Sultan, çobana:
- Çal çoban, çal, ne derdin var ki? Sivas gibi kalen mi yıkıldı, Ertuğrul gibi şehzaden mi şehit edildi?” diyerek hüznünü ifade etmiş.

Çamlıca Basım Yayın

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Akşemsettin ve Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethedildiği gün, yanlarında Fatih'in hocaları Molla Gürani, Molla Hüsrev de olduğu halde, törenle İstanbul'a giriyorlardı.

Bizanslılar, şehrin Fatih'ine çiçek vermek için yarış ediyorlardı. Bir yerde, şehri fetheden kişinin bu ak sakallı hocalar arasında gencecik Fatih olacağını düşünmediklerinden, çiçekleri, ak sakallı Akşemsettin'e uzattılar. Akşemsettin, hemen atını geri çekerek, beyaz at üzerindeki genç Fatih'i gösterdi:
- Padişah ben değilim. Fatih Sultan Mehmet:
- Ona geldiniz, ona. Padişah benim, ama o da benim hocamdır...

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Sultan Aziz, bir gün sarayda hokkabaz oynatıyormuş, yanında da dönemin meşhur Ali Paşası varmış. Bir ara şaka yapmış:
- Paşa şu kavazeyi başına tak bakalım yakışır mı?
Padişah şakası bu! Kavaze dediği de Hokkabaz külahı...
Ali Paşa hemen "Ferman efendimizindir” dedikten sonra koynundan mührü hümayun'u çıkarmış, yani padişahın verdiği sadaret mührünü, başbakanlık mührünü...
Sultan Aziz;
- Ne oluyor? diye sormuş:
Ali Paşa cevabını vermiş:
- Devlet-i Aliye'nizin sadaret makamını işgal eden adam, bu rütbe üzerinde oldukça, başına hokkabaz kavazesi koyamaz!
- Aman paşa, sen de hiç şakaya gelmezsin!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 [2]3 4 5 6 7

Osmanlı Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin