Osmanlı Fıkraları

ANA SAYFA > Osmanlı Fıkraları (46 Fıkra)

Osmanlı Fıkraları

Mısır seferi sırasında yapılan masrafın çokluğundan dolayı hazinede sıkıntı hasıl olmuş ve o vaktin usulünce tüccarın birinden birkaç bin altın istikraz olunmuş idi. O esnada alacaklı öldü, pek çok malla iki çocuk bıraktı. Defterdar gûyâ bir define bulmuş gibi tüccarın öldüğünü, metrûkâtının çokluğu ile beraber evlatlarının ihtiyaçları bulunmadığını ileri sürerek ödünç alınan para geri verilmedikten başka, bıraktığı servetin bir kısmının da müsaderesini Sultan Selim'den istîzân etti. Yavuz takriri okuduktan sonra baş tarafına şunu yazdı; - - -- Müteveffaya rahmet, malına bereket, evladına âfiyet, gammaza lânet!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Osmanlı donanmasıyla Venedik donanması arasında savaş çıkmış. Venedik donanmasının komutanı Andrea Doria imiş. Gözcü Osmanlı donanmasının yaklaştığını fark edince hemen Andrea Doria'ya haber vermiş:

-Osmanlı yaklaşıyor.

Andrea Doria sormuş:

-Kaç gemi var?

Gözcü:

-10-20 kadar.

Komutan hemen emir erini çağırmış:

Oğlum bana hemen kırmızı gömleğimi getir.

Emir eri şaşırmış:

-Niçin komutanım?

Andrea Doria:

-Savaşırken yaralanacağız. Kan izi belli olmasın ve de askerlerin cesareti kırılmasın diye...Bu arada gözcüden yine ses gelmiş:

Efendim 50 kadar oldular.

Andrea Doria heyecanlanmış ve emir erine tekrar seslenmiş:

-Gömleği boş ver. Sen bana kahverengi pantolonumu getir...

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Fatih Sultan Mehmet bir harbe giderken asıl amacını gizlemeye çok özen gösterirdi. Ordu ile Karadeniz tarafına doğru yollanırken de Cenevizlilerin elinde bulunan Amasra üzerine mi, İsfendiyar oğullarının devletine son vermeye mi, yoksa Trabzon Rum İmparatorluğu'nun ortadan kaldırılması için mi gittiği bilinmiyordu. Kadıasker nereye gidileceğini bilmek istedi ve sordu. Fatih Sultan Mehmet hiddetle şu cevabı verdi:
- Eğer sakalımın tellerinden biri ne yapmak istediğimi bilseydi onu hemen koparır, yakardım!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Osmanlı dönemini paşalarından birinin sadık bir adamı efendisi için çalışırken başını belaya sokar. Zaptiyeler onu yakalayıp kadı efendinin karşısına çıkarılar. Gidiş idama doğru. Zavallı:

— Ee nedir ne oluyor, diye sordukça;
— Hiç telaşlanma, derler.
— Paşa ne yapar eder seni kurtarır, derler.

Gariban ümitle bekleye dursun paşa hiç oralı değildir.

İhtimal adamı kurtarırken kadı ile bozuşmaktan korkmaktadır. Son celse yapılır ve karar idamdır. Zaptiyeler adamı iki kolundan tutmuş götürürlerken gariban kapıdan paşayı görür, son bir ümitle ona doğru hamle yapar. Neredeyse kurtar beni paşam diye haykıracaktır. Paşa bu ihtimalden korkarak, zaptiyelerin kolundaki garibanın yalvaran gözlerine bakarak yalnızca onun duyabileceği bir ses tonuyla
— Bir can için beni mahcup etme evladım, diye fısıldar.

Osmanlı Fıkraları, Ömeroğlu paylaştı

Vaktiyle reayadan haraç alındığı malum; haraç tahsildarları şurayı burayı teftiş ederlerken bir meyhanede başı açık ve hangi milletten olduğu belli olmayacak bir kılıkta oturan Bekri Mustafa'yı görünce haraç kağıdı sormuşlar. Bekri keyif haliyle onları terslemiş, onlar da yanlarındaki zabıta kuvveti ile alelacele ve yaka paça kaldırıp yola düzülmüşler. Yolda giderken bir tanıdık rastlamış, sormuş ve işi anladıktan sonra Bekri'ye:
— Müslüman olduğunu niçin söylemedin? deyince:
— Sus be kardeş aklıma gelmedi, demiş.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 2 3 4 5 6 [7]

Osmanlı Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin