Osmanlı Fıkraları

ANA SAYFA > Osmanlı Fıkraları (46 Fıkra)

Osmanlı Fıkraları

Akşemsettin ve Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'un fethedildiği gün, yanlarında Fatih'in hocaları Molla Gürani, Molla Hüsrev de olduğu halde, törenle İstanbul'a giriyorlardı.

Bizanslılar, şehrin Fatih'ine çiçek vermek için yarış ediyorlardı. Bir yerde, şehri fetheden kişinin bu ak sakallı hocalar arasında gencecik Fatih olacağını düşünmediklerinden, çiçekleri, ak sakallı Akşemsettin'e uzattılar. Akşemsettin, hemen atını geri çekerek, beyaz at üzerindeki genç Fatih'i gösterdi:
- Padişah ben değilim. Fatih Sultan Mehmet:
- Ona geldiniz, ona. Padişah benim, ama o da benim hocamdır...

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Sadrazam Keçecizade Fuat Paşa'ya yetmişlik bir kadının otuz yaşında bir gençle evlenmek istediğinden bahsetmişler.

Paşa hemen:
- Ahmet müsaade etmez, demiş.

Sormuşlar
- Hangi Ahmet
- Karacaahmet.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

II. Mahmut bir gün bir Bektaşi tekkesini bastırır. İçeridekilerden hepsi sağa sola kaçar. Yalnız ihtiyar bir Bektaşî kaçamayarak ortada kalır. II. Mahmut babaya sorar:
- Baba, canlar nerede?
- Şevketlü Sultanım, sizi görünce ortalıkta can mı kalır...

Osmanlı Fıkraları, Ferdi paylaştı

Asıl adı Mustafa olan İncili Çavuş, Nasrettin Hoca'dan sonra en büyük Türk fıkra kahramanlarından biridir.
İncili Çavuş unvanını, Padişah 4. Murat'ın başlığına taktırdığı inciden almıştır. Şakacılığı ve hazırcevaplığıyla tanınmış olan İncili Çavuş, İran'a elçi olarak gönderilmişti Hediyelerle ve bir heyetle birlikte İran Şahı'nı ziyaret edip gerekli görüşmelerde bulunarak İran'daki programı tamamlamıştı. Artık İstanbul'a dönülecekti.

İran Şahı, Türk elçilik heyetine görkemli bir uğurlama töreni hazırlatmış, ileri gelenleri ve halkı toplatmıştı. İncili Çavuş'a bir at hediye etmiş ve:
- Bu küheylan benim sana hediyemdir. Yolculuk esnasında binersin, demişti.
Ama bu öyle bir attı ki; uyuz mu uyuz, cılız mı cılız, zayıf mı zayıf, üf desen yıkılacak. Ayakta zor duracak kadar yaşlı.
İncili Çavuş adeta kendisiyle alay edilircesine böyle bir at hediye edilmesi karşısında bozulmuş, ama bozuntuya vermeden ağzını atın kulaklarına götürerek bir şeyler söylemiş. Sonra da kulaklarını atın ağzına götürerek bir süre dinlemiş ve basmış kahkahayı.
Başta Şah olmak üzere vezirler ve halk, şaşkın şaşkın bu manzarayı izledikten sonra Şah sormuş:
- Atla neler konuştun? Sen ata ne dedin? At sana ne söyledi ki, böyle kahkahayla gülersin?
İncili Çavuş şöyle demiş:
- Ben ata sordum, "Ey ruhumun ruhu! Tanır mısın Hz. Nuh'u?" diye

Şah da:
- Eee! At ne dedi? deyince, İncili Çavuş:
- Valla, at bana şöyle dedi: "Nuh da ne ki be gardaş Sırrımı kimseye etme faş Ben Hz. Adem'e taş taşımışam, taş."

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Padişah bir gün Sadrazam Hekimoğlu Ali Paşa'ya öfkelenmiş:
- Şimdi hamalbaşını çağırtır, oğlunu sadrazam yaparım!
- Ferman efendimizindir, ama gelecek olan zata, Hekimoğlu demezler, Hamalbaşının oğlu derler!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Avcı Sultan Mehmet diye anılan 4. Mehmet bir gün akşama kadar uğraştığı halde, bütün attıkları boşa gider. Bunun sebebini sabahleyin ilk gördüğü adamın uğursuzluğuna hamlederek:
- Saraydan çıkarken kapı önünde sallana sallana biri geçiyordu. Sivri külahlı, sırtı kamburumsu. Bana çabuk onu bulun, diye emir vermiş.

Hemen tanımışlar, meşhur Bektaşi Ayyaş Hamza. Karakullukçular yaka paça adamı huzuruna getirirler. Öyle bir uğursuzun yaşamak hakkı olmadığı için derhal asılmasına karar verilir. Bektaşi der ki:
- Sabahleyin ilk beni gördüğünüz için iki keklik bile vuramadınız. İyi ama Padişahım, benim de bu sabah ilk gördüğüm siz oldunuz, fakat benim kellem gidiyor. Uğursuzluk hangimizde fazla?

Cevap padişahın o kadar hoşuna gider ki hayatını bağışladıktan başka bir kesede altın verir.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Padişah Kanuni Sultan Süleyman, şehzadelerine muhteşem ve büyük bir sünnet düğünü yapmıştı. Bu düğün uzun müddet dillere destan oldu. Bundan önce de veziri İbrahim Paşa, evlenmesi münasebetiyle büyük bir düğün yapmış ve Kanuni'yi davet etmişti.

Bir gün Sultan Süleyman, Paşa'ya sordu:
- Paşa! Senin düğünün mü, benim düğünüm mü daha muhteşem oldu?

Paşa:
- Benim düğünüm, diye cevap verdi. Sultan Süleyman üzülerek ve hiddetlenerek sordu:
- Neden?
- Zira efendim, benim düğünüme dünyanın en büyük padişahı geldi. Sizin düğününüze ise böyle bir konuk gelmedi.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 2 [3]4 5 6 7

Osmanlı Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin