Osmanlı Fıkraları

ANA SAYFA > Osmanlı Fıkraları (46 Fıkra)

Osmanlı Fıkraları

Kemalpaşa zâde gençliğinde servetine ve bâhusus ilim ve marifetine mağrur bir kişiydi. Azametle arkası üzerine yaslanarak oturmayı pek severdi. Bir gün seyyahın biri yanına gelerek; "Efendi! Bir sualim var" dedikten sonra sordu:
- Allah’ın ilmine nispetle mahlukatın ilmi nenin gibidir?
Kemalpaşa zâde:
- Var hey torlak sen de! dedi, hiç sorduğun şey teşbih ve nispet kabul eyler mi? Lâkin seninle eğlenmek için bir şeye benzeteyim diyerek eline aldığı büyük bir kağıdın üzerine kalemle bir nokta koyup işte Allah’ın ilmi bu kağıda benzetilecek olursa, mahlukatın ilmi şu nokta kalır.
Değerli âlimden bu cevabı alan seyyah:
- Pekâlâ! Şimdi lütfen ilminizi bu noktanın içinden çıkarmanızı rica ederim!" demesiyle şaşıran Kemalpaşa zâde bir an kendinden geçti ve "Aman!" diyerek kendine geldi. "O torlak nereye gitti? Bakın, çağırın, bulun getirin!" dediyse de seyyahın izi bulunamadı. Hiçliğini anlayan İbn Kemal bu andan sonra azameti bırakarak tevazuu ele aldı.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Sultan Aziz'le Paris'e giden heyette Şehremini Muavini Ömer Faiz Efendi de varmış...
Keçecizade Fuat Paşa, Ömer Faiz Efendi'yi hiç yanından ayırmıyormuş, hoşgörülü, nüktedan, hazır cevap insanı kim sevmez.
Bir gün Fuat Paşa, yanına onu alarak Paris Belediye Başkanı'nı ziyarete gitmiş. Adamın merakına bakın, İstanbul Belediyesi sokakları temiz tutup yıkatmak için ne kadar para harcıyormuş...
Al başına soruyu!

Ömer Faiz Efendi'de cevap mı yok!
- Bizim sokak ve caddelerimizin iki tarafı dükkânlarla doludur. Berber, aşçı... Berber, sakal tıraşından kalan sabunlu suyu, bakkal peynirin suyunu, aşçı tencerenin yağını sokağa dökerler. Bunlar akarken sokaklar yıkanmış olur. Onun için bizde sokak yıkama tahsisi yoktur.
Paris Belediye Başkanı, herhalde bir şey anlamaz ama misafirle de tartışacak değiller ya!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
— Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
— Peder ne der, kader ne der.

Osmanlı Fıkraları, sevim paylaştı

3. Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında bir Ramazan günü oruç üzerine sohbet yapılıyordu. Ragıp Paşa, orada bulunanlardan Şair Haşmet'e:
- Haşmet! Senin de borcun var mı? diye sorunca, Haşmet:
- Evet efendim! diye cevap verdi. Mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş.
Ragıp Paşa gülerek:
- Onu sormuyorum yahu, dedi. Oruç borcun var mı, sen onu söyle.
Şair Haşmet şu cevabı verdi:
- Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Sizin soracağınız, kul borcudur.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Fâtih Sultan Mehmed Han, İstanbul'un fethini kolaylaştırmak için evvela Boğaziçi'nin Avrupa yakasına bir Boğazkesen Hisarı inşasına karar vermişti. Hemen faaliyete geçti. Kendisi de, bizzat ırgatların başında bulunmak suretiyle hisarın bir an evvel bitirilmesine gayret ediyordu. Fâtih, bu günlerin birinde, Vezir Çandarlı Halil Paşaya sordu:
- Edirne’deki medresede talebelerden biri vardı. O kimdi? Niçin gece hiç uyumazdı?
Halil Paşa:
- Geceleri derse çalışır da sultanım, ondan dolayı uyumaz... deyince, Sultan:
- Allah Allah!.. Bu talebe, benim gibi gece gündüz İstanbul'un fethini mi düşünüyor? Gündüz çalışsın gece uyusun! diye cevap verdi.

Çamlıca Basım Yayın

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Tüccardan biri Fuat Paşanın parmağındaki iri tek taş yüzüğe bakıp duruyormuş, Fuat Paşa'ya sormuş:
- Paşam, bu taş sana kaç para getiriyor?
- Hiç, ne getirecek?
Adam gülmüş:
- Bende iki taş var, dede yadigârı, yılda elli altın getiriyorlar.
- Ne taşı bunlar?
- Değirmen taşı, paşam!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Yavuz Sultan Selim Han ve ordusu Mısır seferi dönüşünde Konya'ya geldiklerinde çok büyük bir fırtına çıkmış. Yerlerden kalkan tozlar havada döne döne göklere yükselirken Sultan, Şeyhülislâm İbn Kemâl Hazretlerine:
- Bu hâl nedir? diye sorar.
İbn Kemâl hazretleri de şu cevabı verir:
- Efendim, burası Mevlana'nın şehridir. Taşı da toprağı da Mevlevi'dir. İşte böyle durmadan dönerler.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 2 3 4 [5]6 7

Osmanlı Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin