Osmanlı Fıkraları

ANA SAYFA > Osmanlı Fıkraları (46 Fıkra)

Osmanlı Fıkraları

İkinci Abdulhamit zamanında hazırcevaplığı ile tanınmış İzzet Paşa'yı Musevi cemaati reisi ziyarete gelmiş. Karşılıklı konuşuyorlarmış. Paşanın iyi bağlanmayan pantolonunun düğmelerinden beyaz çamaşırı yakışıksız bir halde gözüküyormuş. Haham bir sırasını getirip "Düğmeleriniz açılmış hazretleri", diye işaret edince, hazır cevap Paşa hiç bozuntuya vermeden gülümseyerek:
- Bizde bir atasözü vardır, dost başa, düşman ayağa bakar derler. Aferin Haham efendi, sen bitaraf olduğun için ne başa, ne ayağa, tam ortaya bakıyorsun, demiş.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

3. Mustafa'nın veziri Koca Ragıp Paşa'nın konağında bir Ramazan günü oruç üzerine sohbet yapılıyordu. Ragıp Paşa, orada bulunanlardan Şair Haşmet'e:
- Haşmet! Senin de borcun var mı? diye sorunca, Haşmet:
- Evet efendim! diye cevap verdi. Mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş.
Ragıp Paşa gülerek:
- Onu sormuyorum yahu, dedi. Oruç borcun var mı, sen onu söyle.
Şair Haşmet şu cevabı verdi:
- Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Sizin soracağınız, kul borcudur.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
— Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
— Peder ne der, kader ne der.

Osmanlı Fıkraları, sevim paylaştı

Sultan Murat devrinde ayyaş Bekri Mustafa, meyhaneden zilzurna sarhoş çıkmıştı. Devriyeler peşine takılıp kendisini kovalamaya başladılar. Kurtulamayacağını anlayan ayyaş Bekri Mustafa, kendini kaldırıp havuza attı. Devriyeler havuzun kenarına gelip:
- Haydi çık oradan, dediklerinde Bekri Mustafa:
- Ben karada değil, deryadayım. Bana Kaptan Paşa karışır, diye cevap verdi.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Kemalpaşa zâde gençliğinde servetine ve bâhusus ilim ve marifetine mağrur bir kişiydi. Azametle arkası üzerine yaslanarak oturmayı pek severdi. Bir gün seyyahın biri yanına gelerek; "Efendi! Bir sualim var" dedikten sonra sordu:
- Allah’ın ilmine nispetle mahlukatın ilmi nenin gibidir?
Kemalpaşa zâde:
- Var hey torlak sen de! dedi, hiç sorduğun şey teşbih ve nispet kabul eyler mi? Lâkin seninle eğlenmek için bir şeye benzeteyim diyerek eline aldığı büyük bir kağıdın üzerine kalemle bir nokta koyup işte Allah’ın ilmi bu kağıda benzetilecek olursa, mahlukatın ilmi şu nokta kalır.
Değerli âlimden bu cevabı alan seyyah:
- Pekâlâ! Şimdi lütfen ilminizi bu noktanın içinden çıkarmanızı rica ederim!" demesiyle şaşıran Kemalpaşa zâde bir an kendinden geçti ve "Aman!" diyerek kendine geldi. "O torlak nereye gitti? Bakın, çağırın, bulun getirin!" dediyse de seyyahın izi bulunamadı. Hiçliğini anlayan İbn Kemal bu andan sonra azameti bırakarak tevazuu ele aldı.

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Tüccardan biri Fuat Paşanın parmağındaki iri tek taş yüzüğe bakıp duruyormuş, Fuat Paşa'ya sormuş:
- Paşam, bu taş sana kaç para getiriyor?
- Hiç, ne getirecek?
Adam gülmüş:
- Bende iki taş var, dede yadigârı, yılda elli altın getiriyorlar.
- Ne taşı bunlar?
- Değirmen taşı, paşam!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Ali Paşa'nın dostu Kamil Paşa her lafı bir başka lafa bağlar, çok kişinin canını yakarmış...
Ali Paşa sadrazam olunca, yanındaki Kamil Paşa'ya;
- Aman kimseye dokunma, sataşma! diye nasihat etmiş...
Huylu huyundan vazgeçer mi?
O sırada yabancılardan biri gelmiş, adam üzgün, bir ev kiralamış önce oğlu sonra karısı ölmüş, küçük oğlu da ağır hasta!
Ali Paşa, adamı teselli ederken, Kamil Paşa fısıldamış:
- Babıâli o eve nakil buyursa! Yani, hükümet o eve taşınsa!

Osmanlı Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: 1 2 3 4 [5]6 7

Osmanlı Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin