Nasrettin Hoca Fıkraları

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları (385 Fıkra)

Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasrettin Hoca bir gece evin damında bir ayak sesi duyup hırsız olduğunu anlar ve:

- Hatun geçen gece eve geldim, kapıyı o kadar çaldığım halde açmadın ben de şu duayı okudum ve ayın ışığına yapışarak yavaş yavaş bacadan girdim, der ve bir dua okur.

Hırsız Hocanın okuduğu duayı ezberler ve o da biraz sonra evdekilerin uyuduklarına kalbi kanaat getirince duayı okuyarak kendisini bacadan aşağı koyuverir. Bir de bakar ki yorgunluktan kıpırdayacak hali kalmamış. Nasrettin Hoca hemen koşup:

- Hanım hırsızı yakaladım, çabuk ip getir diye bağırınca hırsız:

- Efendi kendini boşuna yorma, o dua sende, bu akıl bende olduğu müddetçe ben senin elinden nasıl olsa kurtulamam, der.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Günün birinde Nasrettin Hoca komşu köye gitmiş. Köye geldiğinde büyük bir heyecan varmış. Köylüler ona bir tilkinin bir çok tavuğu, kazı, ördeği ve hindiyi yediğini anlatmışlar. Köylüler tilkiyi yakalamış, intikam almak için de hayvanı basit bir şekilde değil, aksine işkence yaparak öldürmek istemişler. Hocaya sormuşlar:

- Hoca, bize öğüt verir misin? Hoca cevap vermiş:

- Evet, tabii arkadaşlar. Siz her şeyi bana bırakın. Köylülerde Hocaya güvenmişler. Hoca paltosunu ve kavuğunu çıkarıp her ikisini de tilkiye giydirmiş. Daha sonra tilkiyi salıvermiş. Köylüler Hocaya sormuşlar:

- Neden böyle yaptın? Hoca cevap vermiş:

- Korkmayın, ahali! Tilkiyi gören herkes onu imam zannedecek. Böylece o birkaç gün aç kalacak.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Kasabanın en zenginlerinden olan Murat ağa, kendisinin çok akıllı olduğu için servet sahibi olduğunu sanırmış.
Cumadan cumaya camiye gelirmiş. Caminin yakınında, etrafı sağlam taş duvarlarla çevrili, içinde çok çeşitli meyve ağaçları olan büyük bir bahçe içinde, üç katlı kocaman bir evi varmış. Süslü ve pahalı elbiseler giyer, gururla dolaşırmış.

Nasreddin Hoca'nın cuma vaaz ve hutbelerini dinledikten sonra, vaaz işine gelmiyorsa;

-"Hoca, sen dünya işlerine karışma, din işi ayrı, dünya işi ayrı" der bilgiçlik taslarmış.

Bir gün Murat Ağa'nın evinde yangın çıkmış. O sırada cemaat öğlen namazından çıkmaktaymış. Murat ağa camiye doğru koşup, Nasreddin Hoca'ya ve cemaate hitaben:

- "Aman Hocam yetişin! Evimden alevler çıkıyor. Şu yangını söndürelim" diye feryat eylemiş.

Hoca sakin ve aldırışsız bir sesle:

- "Bak komşu, Kırk yılda bir de olsa bugün senin sözünü dinleyelim. O yangın bizim asla karışmamamızı istediğin bir dünya işidir. Hem meraklanma. Ev birkaç saat içinde kül olur ve yangın da söner. Ahirette, ateşten bir evde sonsuz yaşamaktan korkmayan, senin gibi cesur, yiğit, zengin, akıllı bir adamın böyle ufak bir yangın için telâşı da ne demek olur!" demiş.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Seyfullah Kaya paylaştı

Hoca'nın iki yüz akçe parası kaybolmuş. Bulunması için dua etmeye başlamış. O sırada Akşehir'in zenginlerinden birinin bindiği gemi yolda fırtınaya tutulmuş.
— Eğer sağ salim memleketime varırsam Hoca'ya iki yüz akçe vereceğim, diye adakta bulunmuş.

Adam kurtulup gelmiş, Hoca'yı bulup parayı vermiş.

Hoca bir süre düşündükten sonra demiş ki;
— Allah'ım bu ne dolambaçlı yol! Bu parayı ben nerede yitirdim, Sen bana nerede buldurdun! İşine gerçekten de akıl sır ermiyor...

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Hoca Nasreddin, küçük oğluyla birlikte köyüne gidiyormuş. Oğlunu eşeğe bindirmiş, kendisi yürüyormuş. Karşıdan gelenler, oğlunu göstererek:
- Ak sakallı yaşlı adam yürürken bacak kadar velet eşekle gidiyor. Zamane çocuğu işte, demişler.

Bu konuşmaları işiten Hoca oğlunu indirip kendisi binmiş. Az sonra birkaç kişi daha denk gelmiş. Bunlar ise:
— Koca adama bak! Bu sıcakta kendi eşekte, ufacık çocuğu yaya yürütüyor. Hiç acıma yok, demişler.

Bu konuşmalardan sonra Hoca, eşeğe oğlunu da bindirmiş. Çok geçmeden yine birileriyle karşılaşmışlar. Bu kişiler de:
- Zavallı hayvan zor yürüyor. Düşüp ölecek! Hiç acımadan iki kişi birden binmişler üstüne, demişler.

Hoca hemen inmiş, oğlunu da indirmiş. Eşek önde, onlar arkada ilerlemişler. Biraz sonra, yol kıyısında oturanlar:
- Şu dünyada amma aptal adamlar var; eşek bomboş gidiyor, adam da oğlu da kan ter için de arkasından koşuyor! diye konuşmaya başlamışlar.

Nasreddin Hoca dayanamamış. Oğluna dönüp demiş ki:
- Gördün mü evladım! Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Şu dünyada kimseyi hoşnut edemiyor, kimsenin dilinden kurtulamıyorsun! iyisi mi, kimseye kulak asmayacaksın ve kendi bildiğini yapmaktan şaşmayacaksın...

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Köyde tarlalarına doğru eşekleriyle giderlerken, Nasreddin Hoca'ya bir yol arkadaşı "aç avucunu" diyerek şekerli leblebi unu ikram etmiş. Avucundakini yemeye çalışırken yel esmeye başlamış. Ağzına atmağa çalıştığı leblebi ununu rüzgâr alıp uçuruyormuş.

Yolda birisi onu öyle görüp sormuş.
- Hoca Efendi, ne yiyorsun?
- Hiiiç! demiş Hoca, "rüzgâr böyle sürerse yel yiyorum."

Nasrettin Hoca Fıkraları, dersimiz.com paylaştı

Nasrettin Hocanın evine gece vakti hırsız girmiş. Hırsız Evdeki tüm eşyaları toplamış. Hoca uyanmış bakmış ki tüm eşyalar gidiyor o da hemen ayakkabılarını giymiş, gidecekken karısı demiş ki;
- Hoca efendi, gecenin bu saatinde nereye gidiyorsun? Nasrettin hoca cevap vermiş;
- Bizim evi taşıyorlar, ben de yeni evi görmeye gidiyorum.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 8 9 10 [11]12 13 14 ... Son Sayfa

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin