Nasrettin Hoca Fıkraları

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları (385 Fıkra)

Nasrettin Hoca Fıkraları

Nasreddin Hoca iri iri, sapsarı, mis kokulu ayvaları bir sepete güzelce doldurmuş, götürüyormuş.
Yolda birsi selâm vermiş ve;
- Nereye gidiyorsun böyle Hoca Efendi? diye sormuş.

- Padişaha armağan götürüyorum, demiş Hoca.

- İncir götürsen daha iyi edersin, baksana incirler ne kadar olgun ve güzeller, ayvalar belki sert olabilir, demiş adam.

Hoca ayvaları bahçesine boşaltıp, itina ile incirleri toplayıp sepete yerleştirmiş. Padişahın yanına varıp hediyesini sunmuş.

Meğer Padişah incirden hiç hoşlanmazmış. Hoca'nın incirleri kasten getirdiğini düşünerek, adamlarına buyruk vermiş.

- İncirleri teker teker şu adamın kafasına atın.

İncir yağmuruna tutulan Hoca, kafasına her incir vurduğunda:

- Oooh, çok şükür! dermiş.

Padişah:

- Bre Hoca! Nedir bu? Kafana vuruldukça şükrediyorsun?

Hoca yine :
- Çok şükür, çok şükür, ya dostumun sözünü dinlemeyip de ayvaları getirseydim!

Nasrettin Hoca Fıkraları, dersimiz.com paylaştı

Bir yabancı konuk olur Hoca ya;
Ama nezaket bu ya,
Tutar bir de tavşan hediye eder:
Çoban armağanı çam sakızı der.

Hoca bir güzel pişirir tavşanı.
Akşam olur, gelir yemek zamanı;
Orta yere bakır sini kurulur,
Hep birden etrafına oturulur.
Hoca hem yer, hem sohbet eder.
Ertesi gün misafir kalkar gider.
Bir içinde de pek kaynaşılır.

Arkasından başka bir konuk gelir;
Tavşan getirenin komşusuyum der.
Hoca bu adamı da buyur eder.

Tavşanın suyuna bir çorba yapar;
Adam çorbayı yer, ağzını kapar.
O konuk da gider, gelir başkası:
Tavşan getirenin bir akrabası.

Gittikçe sıklaşır bu misafirler;
Fakat Hoca'nın canına tak eder.
Tavşansa tavşan, der, anladık ama,
Bu kadar da yük olunmaz adama.

Komşular gidip gidip gelmededir;
Bir sefer tam beş kişi birden gelir.
Hoca bu konukları da karşılar;
Adamlar şöyle derler Hoca ya:
Hani tavşan getiren vardı ya,
Komşunun komşusuyuz biz onun.
Hoca: Ya! der, buyurun!

Akşam olur, sofra kurulur yine;
Bir tas konur sofranın üzerine:
Kuyu suyu ile dolu bir koca tas.
Konuklar bu, işten bir şey anlamaz.
İçlerinden biri tasa eğilir;
Sorar: Hocam bu nedir?
Hoca hemen doğrulur:
Bu der, tavşanın suyunun suyudur.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Ada Arcan paylaştı

Bir gece rüyasında Nasrettin Hocaya aksakallı bir adam "dokuz altın" vermiş; Hoca:
— On altın olsa olmaz mı? demiş ve uyanmış bir de bakmış ki elleri bomboş ve tekrar geriye yatıp gözlerini sımsıkı kapatıp;
— Peki peki dokuz olsun, demiş...

Nasrettin Hoca Fıkraları, hatice erol paylaştı

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar:
- Hoca Efendi, padişah mı büyük, yoksa çiftçi mi?
- Çiftçi büyük elbet, demiş Hoca ve eklemiş;
- Çünkü çiftçi buğday yetiştirip vermezse padişah acından ölür.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan'da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı.

On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek alır bir yığın ufak taş toplar. Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazan'ın kaçı olduğunu öğrenmek isteyince çömlekteki taşları sayardı.

Hoca'nın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca'ya küçük bir şaka yapmak ister.
Bir gün gizlice Hoca'nın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır.
Sonra doğruca Hoca'nın yanına gider ve sorar:
- Hocam, bugün Ramazan'ın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara varamadık.
Bana Hoca'ya git danış. O bilir, dediler.
Hoca:
- Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım, der. Hoca, çömleğin yanına gider. İçindeki taşları saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır. Kendi kendine:
- Allah Allah! Hiç böyle şey olmaz diye söylenir.
Soru soran adamın yanına geri gelir:
- Bugün Ramazan'ın altmış ikisi der. Adam:
- Aman Hocam Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi?
Hoca:
- Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim.
Benim çömleğin hesabına kalsaydı bugün Ramazan'ın yüz yirmi dördü idi, der

Nasrettin Hoca Fıkraları, yaren elbüken paylaştı

Bir gün Hoca, gene eşeğini kaybeder. Eee, bu kaçıncı! Artık canına tak eder. "İllallah bu tas kafalının elinden! Aklını başına alsın da, biraz da o beni arayıp bulsun!" diye söylenir. Şuradan şuraya adımını atmaz. Aradan aylar, günler geçer. Kör olası ne döner gelir, ne bir kuru selam gönderir. Günlerden bir gün Hoca eşekler başı Deli Ömer'i görür: "Bu herifin azıcık kulağı deliktir. Şunun bir ağzını arayayım!" der, nasıl ararsa arar. O da:
— Duymadın mı, senin eşek Mısır'a kadı oldu!

Bunu duyunca, Hoca basını sallar:
—Tevekkeli değil; ben bizim çömeze ders verirken, o da kulaklarını dikip dinliyordu! der.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Komik Fıkralar paylaştı

Mahallenin çocukları Nasreddin Hoca'ya muzip bir şaka yapmak istemişler. Planlarını kurmuşlar.
"Hoca'yı ağaca çıkaralım. Pabuçlarını alıp uzaklaşarak biraz şaka yapalım" diye düşünmüşler. Hoca'nın yoldan geçeceği saatlerde, uçurtmalarını büyükçe bir ağaca taktırmışlar. Hoca'yı beklemeye başlamışlar. Hoca oradan geçerken de hemen etrafını sarmışlar:

- Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Biz çıkıp kurtaramadık. Bize yardımcı olur musunuz? Demişler.

"Hay hay" demiş Hoca. Ayakkabılarını çıkarıp sırt çantasına yerleştirmeye başlamış.

Çocuklar:
- Hoca efendi onları niye yanına alıyorsun? Ağaçta pabuçları ne yapacaksın?
Demişler.
Hoca bunun üstüne demiş ki;
- Belli olmaz ki evlâtlarım, bu iyiliğime karşı Rabbim, belki bana ağaçtan öteye bir yol ikram eder.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Nasrettin Hoca Fıkraları paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 17 18 19 [20]21 22 23 ... Son Sayfa

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin