Nasreddin Hoca bir gün pazarda dolaşırken Adamın Biri yanına yaklaşıp sormuş:
- Hoca efendi bu gün ay kaça geldi?
Hoca da adama:
- Valla bilmiyorum. Bugünlerde hiç ay alıp satmadım.
Nasrettin Hoca Fıkraları, sudenur paylaştı
ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları (385 Fıkra)
Nasreddin Hoca bir gün pazarda dolaşırken Adamın Biri yanına yaklaşıp sormuş:
- Hoca efendi bu gün ay kaça geldi?
Hoca da adama:
- Valla bilmiyorum. Bugünlerde hiç ay alıp satmadım.
Nasrettin Hoca Fıkraları, sudenur paylaştı
Eskiden takvim bugünkü kadar yaygın değildi. Hele köylerde ancak önemli bazı olaylara göre zaman belirlenirdi. O yüzden özellikle Ramazan'da günleri şaşırmamak için bazı usuller uygulanırdı.
On bir ayın sultanı Ramazan ayı daha gelir. Nasreddin Hoca zamanı belirlemek için bir çömlek alır bir yığın ufak taş toplar. Akşam olduğu zaman bu taşlardan bir tanesini çömleğe atardı. Ramazan'ın kaçı olduğunu öğrenmek isteyince çömlekteki taşları sayardı.
Hoca'nın bu usulünü bilen bir arkadaşı Hoca'ya küçük bir şaka yapmak ister.
Bir gün gizlice Hoca'nın taşları büyüklüğünde bir kucak taşı çömleğe boşaltır.
Sonra doğruca Hoca'nın yanına gider ve sorar:
- Hocam, bugün Ramazan'ın yirmi dördü mü, yirmi beşi mi? Arkadaşlarla bir karara varamadık.
Bana Hoca'ya git danış. O bilir, dediler.
Hoca:
- Olur, şu bizim çömleğe bir bakalım, der. Hoca, çömleğin yanına gider. İçindeki taşları saymak için boşaltır. Hayretler içinde kalır. Taşları sayar, tam 124 tane taş vardır. Kendi kendine:
- Allah Allah! Hiç böyle şey olmaz diye söylenir.
Soru soran adamın yanına geri gelir:
- Bugün Ramazan'ın altmış ikisi der. Adam:
- Aman Hocam Hiç böyle şey olur mu? Hiç ay altmış iki çeker mi?
Hoca:
- Sen gene şükret, ben insaflı davrandım da yarısını söyledim.
Benim çömleğin hesabına kalsaydı bugün Ramazan'ın yüz yirmi dördü idi, der
Nasrettin Hoca Fıkraları, yaren elbüken paylaştı
Bir gün Nasreddin Hocanın komşusuna eşek lazım olmuş. Hocadan isteyeyim demiş ve hocanın kapısını çalmış, hoca kapıyı açmış.
- Ne oldu, demiş. Komşusu;
- Eşeğini alabilir miyim hocam, demiş. Hoca;
- Eşek evde değil, demiş.
Komşusu tam giderken eşek anırmaya başlamış. Komşusu;
- Eşek hani evde değildi, demiş.
Hoca bu durur mu:
- Bana mı inanıyorsun yoksa eşeğe mi, demiş.
Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı
Mahallenin çocukları Nasreddin Hoca'ya muzip bir şaka yapmak istemişler. Planlarını kurmuşlar.
"Hoca'yı ağaca çıkaralım. Pabuçlarını alıp uzaklaşarak biraz şaka yapalım" diye düşünmüşler. Hoca'nın yoldan geçeceği saatlerde, uçurtmalarını büyükçe bir ağaca taktırmışlar. Hoca'yı beklemeye başlamışlar. Hoca oradan geçerken de hemen etrafını sarmışlar:
- Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Biz çıkıp kurtaramadık. Bize yardımcı olur musunuz? Demişler.
"Hay hay" demiş Hoca. Ayakkabılarını çıkarıp sırt çantasına yerleştirmeye başlamış.
Çocuklar:
- Hoca efendi onları niye yanına alıyorsun? Ağaçta pabuçları ne yapacaksın?
Demişler.
Hoca bunun üstüne demiş ki;
- Belli olmaz ki evlâtlarım, bu iyiliğime karşı Rabbim, belki bana ağaçtan öteye bir yol ikram eder.
Nasrettin Hoca Fıkraları, Nasrettin Hoca Fıkraları paylaştı
Nasrettin Hoca bir gün misafirliğe gitmiş. Ev sahipleri de yemek yemişler. Hocayı da yemek yedi sanmışlar ve yemek getirmemişler. O da sıkılmış, bir şey söyleyememiş. Konuşulmuş, görüşülmüş, şerbetler edilmiş, Hocayı öbür odaya götürüp yatağını göstermişler. "Allah rahatlık versin" deyip gitmişler. Hoca, aç karnına bir türlü uyuyamamış. Sağa dönmüş, sola dönmüş, ama yine de uyuyamamış. Kalkıp ev sahiplerinin odasına gitmiş, kapıyı çalmış. "Hayrola Hocam ne var" demişler. Hoca demiş ki:
- Efendim, yumuşak bir yatak yapmışsınız, rahatım kaçtı, uyuyamadım. Bilirsiniz, biz fukaralıktan yetişmiş adamlarız. Siz bana bir kül pidesi verin de yarısını yatak, yarısını yorgan yapayım, mışıl mışıl uyuyayım.
Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı
Nasreddin Hocaya bir gün:
- Adam olmanın yolu nedir? Diye sormuşlar.
Hoca şu cevabı vermiş:
- Bilenler söylerken, bilmeyenler can kulağıyla dinlemeli, bilmeyenler söylerken, susturmanın çaresine bakmalı!
Nasrettin Hoca Fıkraları, ceren paylaştı
Bir gün Hoca derede kedisini yıkıyormuş.
Bu arada bir adam Hocayı görmüş.
- Hocam kediyi yıkama ölür, demiş.
Hoca hiç umursamadan kedisini yıkamaya devam etmiş. Adam bakmış Hoca umursamıyor yola devam etmiş.
Adam işlerini bitirip eve dönerken yine Hoca'yı görmüş ama kedi ölmüş. Adam Hoca'nın yanına gitmiş.
- Hocam, ben sana kediyi yıkama ölür demiştim. Bak ölmüş, demiş. Hoca adama bakmış.
- Ben kediyi yıkarken ölmedi ki sıkarken öldü, demiş.
Nasrettin Hoca Fıkraları, Bengisu Akyüz paylaştı