Nasrettin Hoca Fıkraları

ANA SAYFA > Nasrettin Hoca Fıkraları (385 Fıkra)

Nasrettin Hoca Fıkraları

Geveze adamın birisi, laf olsun diye Nasreddin Hocaya sormuş.
- Hocam, ikindi namazını kılarken hangi tarafa durmak lazım?

Hoca da, boş söze, boş cevap vermiş.
- Üstündeki elbisen ne tarafta ise o tarafa duracaksın efendi!

Nasrettin Hoca Fıkraları, ONURCAN paylaştı

— Kıyamet ne zaman kopar? Diye Hocaya sormuşlar, O da:
— Hangi kıyamet? demiş.
— Kıyamet kaç tanedir? demişler.
— Aslında kıyamet iki tanedir. Kişinin kendi ölümü küçük kıyamet, dünyanın parçalanması ise büyük kıyamettir. Bizim ev için sorarsan karım ölürse küçük kıyamet. Ben ölürsem büyük kıyamet! diye karşılık vermiş.

Nasrettin Hoca Fıkraları, ayşenur paylaştı

Kasabada tefeci bir adam varmış. Başı sıkışan birine para verirse getirdiği güne göre faizini hesaplayıp alırmış.

Günün birinde bir komşusu bu tefeciden büyük kazanını emanet istemiş. Almış. İşini görmüş. İade ederken de içine bir küçük kazan koymuş. Sahibi emin olmak için sormuş.

— Bu tencere ne?

Komşusu;
— Senin kazan doğurdu, deyince hemen sahiplenip tencereyi almış.

Birkaç zaman sonra komşusu yine büyük kazanı emanet istemiş ve almış. Kazanın sahibi aradan on - on beş gün geçtiği halde kazanının geri gelmediğini görünce, kazanını istemiş.

— Kazan öldü, diye bir cevap almış. Hiddetlenmiş. Mahkemeye kadıya başvurmuş.

O sıralarda Nasreddin Hoca , Kadılık görevi yapmaktaymış. Davalı ve Davacıyı dinledikten sonra:

— Senin kazan, doğuran kazan olduğuna göre ölmesi de gerekir, diye hükmetmiş.

Adam hiddetle:

— Hiç kazan ölür mü kadı efendi? deyince:

Kadı Nasreddin Hocamız cevabı yapıştırmış;

— Doğurduğuna inanıyorsun da, öldüğüne neden inanamıyorsun ?..

Nasrettin Hoca Fıkraları, adalet paylaştı

Nasreddin Hoca, Akşehir'de kadılık yaparken birbirlerinden şikayetçi olan iki adam huzura gelir. Biri;
— Bana borcu vardı, ödemedi. Ben de borcuna karşılık tarlasının bir kısmını çitle çevirdim, der. Öteki;
— Doğru, borcum var, ödeyemedim ama tarlamın bir kısmını sahiplenmesi doğru değil, der.

Hoca olay yerine iki adam ve şahitlerle gider. Çiti kaldırtır.
— Alacağın var ama böyle yapman yanlış, der. Borcu olan adama;
— Sen de borcunu öde, der. Adam, param yok, der. Nasreddin Hoca;
— Paran yok ama malın var. Tarladaki buğdayı sat, der.
Orada bulunan şahitlerden ve meraklı köylülerden buğdayı satın alan çıkmaz.

Bunun üzerine Hoca tarladaki buğdayı ortalama bir fiyata satın alır. Adam, paranın bir kısmıyla borcunu öder. Böylelikle mesele tatlıya bağlanır. Olanlar kısa zamanda Akşehir'de kulaktan kulağa yayılır. Herkes, bravo şu Nasreddin Hocaya, der.
Davaların kısa sürede sonuçlanmasının ve adaletin yerini bulmasının halkın yararına olduğu bir kez daha anlaşılır.

Nasrettin Hoca Fıkraları, Serdar Yıldırım paylaştı

Nasreddin Hoca tıraş olmak için berbere gider. Berber koltuğuna oturduktan bir süre sonra ustanın dükkanda olmadığını anlar. Onun yerine, yardımcısı olan berber çırağı bakmaktadır. Ama artık iş işten de geçmiştir. Çünkü berber çırağı çoktan Hocayı tıraş etmeye başlamıştır. Çırağın tıraş ederken ki hareketleri, beceriksizliği Hocanın keyfini kaçırır.

Tam bu sırada tıraş olduğu berberin yan tarafında bulunan dükkandan korkunç bir ses duyulmuş. Sanki komşu dükkânda bir öküz böğürüyor.

Nasreddin Hoca berber çırağına merakla sormuş:
- Bu acayip ses nedir ?

Berber çırağı cevap vermiş:
- Önemli bir şey değil Hoca efendi, yan komşumuz nalbant, galiba öküze nal çakıyor olmalı.

Bunu duyan Nasreddin Hoca berber çırağına şöyle der:
- Öyle mi ? Ben de birisini tıraş ediyorlar sandım.

Nasrettin Hoca Fıkraları, fikraoku.com.tr paylaştı

Anadolu Selçuklu Sultanı, Nasreddin Hocanın şaka yapmayı ve kendisine şaka yapılmasını sevdiğini bildiği için, Hocaya şaka yapmaya karar vermiş. Nasreddin Hoca için bir ziyafet hazırlatıp Hocayı Konya’ya davet etmiş. Hoca da Sultanı kırmayıp davetini kabul etmiş.

Nasreddin Hoca Konya’ya geldiğinde, kendisini Sultanın vezirlerden birisi karşılamış. Önce şehri gezip önemli yerlerini görmüşler. Akşam olunca da Sultanın sofrasına oturmuşlar. Sofraya ilk önce çorba gelmiş. Anadolu Selçuklu Sultanı çorbadan bir kaşık almış ve hizmetkarlara bağırmış :
─ Bu ne biçim çorba, tuzu yok bunun, kaldırın bunu çabuk!

Hoca çorbanın tadına bile bakamadan çorbalar kaldırılmış sofradan. Hemen ardından kuzu çevirme gelmiş sofraya. Anadolu Selçuklu Sultanı kuzu çevirmenin tadına bakar bakmaz hizmetkarlara bağırmış:
─ Bu ne biçim kuzu çevirme, doğru dürüst pişirilmemiş, kaldırın bunu çabuk! Nerede o aşçıbaşı, böyle yemek mi yapılır ?

Hoca kuzu çevirmeden bir lokma alamadan o da kaldırılmış sofradan. Hemen ardından hizmetkarlar pilav getiriyorlarmış. Bakmış Nasreddin Hoca her yemeğe bir bahane bulunup gönderiliyor, bu gidişle aç kalacak, hemen hizmetkarların elindeki pilav tabaklarından birini kapmış. Hizmetkarlar diğer pilavları daha sofraya yerleştirmeden, koymuş önüne pilavı, hızla kaşıklamaya başlamış. Bunu gören Anadolu Selçuklu Sultanı gülerek Hocaya sormuş:
─ Aman Hoca efendi ne yapıyorsun?

─ Pilavın sofraya getirilmesini niye beklemedin?

Nasreddin Hoca cevap vermiş:
─ Sultanım, aşçıbaşı sizin olsun, bari pilavı bağışlayın.

Nasrettin Hoca Fıkraları, semih paylaştı

Nasrettin Hoca bir gün heybe almak için pazara gider. Güzel bir heybe görüp pazarcı ile pazarlık yapar ve 1 akçeye anlaşırlar. Tam oradan ayrılacaktır ki daha güzel bir heybe dikkatini çeker:
- Kaç akçe şu heybe muhterem?

- 2 akçe hocam.
- Aldım gitti, diyen hoca elindekini bırakır ve onu alıp tam gidecekken pazarcı seslenir:

- Hocam. Bu heybe 2 akçe, sen 1 akçe verdin.

Hoca sinirlenir:
- Bre cahil adam! Sana önce 1 akçe verdim. Sonra da 1 akçelik heybe bıraktım! İkisi eder 2 akçe. Daha benden neyin parasını istersin!

Nasrettin Hoca Fıkraları, gamzegül öztekin paylaştı

Diğer Sayfalar: İlk Sayfa ... 31 32 33 [34]35 36 37 ... Son Sayfa

Nasrettin Hoca Fıkraları Arşivi

Fıkra / Komik Şeyler Ekleyin